|
HANİMİŞ BENİM DEMOKRASİM(!)
Herkesin her şeyden farklı düşünceler ürettiği ve bunlar üzerinde değişik yorumlarda bulunduğu ülkemizde, demokrasi denilince akla ilk gelen darbelerdir. Ülkemizde ortalama on yılda bir darbe yapılmakla birlikte bu on yılın dördüncü yılı sandığa gitmenin adı demokrasi olmuştur. Bunu formüle edersek; 2 seçim artı 1 darbe eşittir demokrasi.
Belki formül garibinize gitmiş olabilir. Belki de tebessüm ederek okudunuz. Yazdıklarımdan olayı hafife aldığımı sanmayın. Ama bu ülkemizin değişmez acı bir gerçeğidir. Tabii ki demokrasi bu değildir. Demokrasi hukukun adaletli dağıtıldığı, her yurttaşın bankadaki parasıyla değil, "insan" olduğu için haklarını aldığı sistemin adıdır.
Dört yılda bir seçime giderek kendimizi kandırmak demokrasi değildir. Kendimizi kandırmak diyorum çünkü biz milletvekillerini değil genel başkanların seçtikleri isimleri seçmek zorunda bırakılıyoruz. Bu da siyasetin şeffaflığına gölge düşürüyor.
Siz ülkemizde okuyan, yazan, hayatı ve insanları yorumlayabilen sadece işine gücüne bakan, sıradan birinin milletvekili olduğunu gördünüz mü?
Görmeyi bırakın aday olabildi mi?
Halka vekil olmak bahsettiğim özelliklerle değil, parayla oluyor da ondan. Kaç vekilin sabıkası yok ve kaçı ahlaki olarak gerçekten dürüst?
Kızmayın, meydanlarda hırsızları ancak biz alkışlarız. 80 yıldır aynı manzaralar, aynı tartışmalar ve sonuçlarıyla aynı TÜRKİYE.
Hayat standartı yüksek olan insandan tutunda sokakta hiçbir amacı olmayan insana kadar herkeste neden bir memnuniyetsizlik hâkim?
Neden siyaset sadece çıkar ilişkileri olmuş da memleket çıkarları bireylerin çıkarlarından daha geride kalmış?
Neden olacak babamızın babasının partisi bizim partimiz, lideri bizim liderimiz olmuş da ondan.
Oy miras gibi emanet olur mu?
Demokratik düzenlerde partiler aracıdır esas siyaset ise bireyin kendisindedir. Siz bireyi bir kenarı iter sade ve sadece partizan duygularla hareket ederseniz elbette ki bu olumsuz tablo şimdiye kadar değişmediği gibi bundan sonrada değişmeyecektir.
Hukuk bir yetimi düşünüyorsa hukuktur, masa başında toprak pazarlayanları savunuyorsa "hukuksuzluk"tur. Çünkü hukuk "hak"lılıktan alır gücünü ve "hak"lıya verir "hak" kını.
Adalete doyan yurttaşlar ülkesine sadakatle bağlanırlar. Adaletin hâkim olduğu yerde güven olur, güvenin olduğu yerde her şey yolunda olur. Şimdi düştüğümüz hale bakın, toplumumuzda kim kime güveniyor, güvenilecek kim kaldı?
Bir ülkede kalemin gücü silahın gücünden daha etkili olmalıdır. Siz yazmaktan çekinen bir toplumdan korkun. Çünkü yazmayı bilen toplumlar tartışmayı da öğrenirler. Suskun toplum ise, tehlikeli toplumdur. İnsanları susturmak tehlikenin ta kendisidir. Yazımı Ünlü Ozan Âşık Mahsuni Şerif’in hala bugün de gerçekliğini yitirmemiş şu sözleriyle tamamlamak istiyorum:
"Bende bir insanoğluyum,
Bırak beni konuşayım,
Bir başım, bir beynim vardır,
Bırak beni konuşayım,
Yine sana danışayım."
(Âşık Mahsuni Şerif)
Kaynak : Okunma:745
|